BASINA VE KAMUOYUNA

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi´nin kabul edilişinin 58. yıldönümü vesilesiyle tüm insanlık için baskı ve zulmün son bulduğu, adil, barışçıl ve eşitlikçi bir gelecek umudumuzu dile getirmek istiyoruz.

Yırmıncı yüzyıl, tarihin tanık olduğu en büyük felaketlerin, savaşın, yıkımın yüzyılı olarak hafızalarda yer etti.  Yaşanan trajedi, insan haklarının evrensel ölçüde geliştirilmesine yönelik girişimleri doğurdu. Böylece tarih boyunca uğruna mücadele edilen temel hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı, “evrensel beyanname” şeklinde formüle edilerek, insanlığın asgari paydası haline geldi.

Demokrasi ve insan haklarına dair yeni bir kültür ve bilinç yaratmada önemli mesafeler alınmasına başta Avrupa olmak üzere pek çok toplumda gelişme yaratılmasına karşın, dünyamızda hak ihlalleri ve adeletsizlikler hala etkinliğini sürdürmektedir.  Bugün de yeni sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Özellikle de modern dünyaya demokrasi ve insan hakları açısından öncülük ettiğini düşünen Avrupa ve ABD gibi egemen ülkelerden kaynaklı yeni problemlerle de uğraşmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz.

Bu güçler, demokrasi ve insan haklarını eksen almak yerine devlet çıkarlarını esas alan politik yaklaşımlarıyla basta Ortadoğu olmak üzere sorunlu cografyalarda ki, egemen devletlerin geri ,  yasakcı ve baskıcı politikalarının devam etmesinin en önemli dayanağını oluşturmaktadırlar. Bu ülkelerde yaşam hakkı başta olmak üzere, farklı dil, etnik ve dini inancların inkarından imhasına varana kadar geniş bir yelpazede hak ihlalerinin sürmesine karşı samimi ve stratejik bir yaklaşım içerisinde olmamaktadırlar.

Yine güvenlik ve „terör“ü eksen alan bir söylemle bireyin en temel haklarını kısıtlama konusunda gözü kara bir çabasının içerisinde bulunmaktadırlar.  Ezilen kimlikleri, politik kişilikleri, göçmenleri merkez alan söylemleriyle de aslında „ötekileştirme“ siyaseti yürütmekte, ayrımcılık ve ırkçılığı yeniden üreten bir dil geliştirmektedirler.

Batı dünyasının ayrımcı, ve bireyi hücrelerine kadar denetlemeyi esas alan derin güvenlik politikalarıyla, ekonomik ve siyasi çıkarlarına paralel olarak hak ve özgürlükleri ele alan  pragmatist yaklaşımlarıyla; geleneksel devletlerin kaba ve klasik hak ihlalleri arasındaki baği görmeden ve her iki anlayışla da mücadele etmeden hak  ve özgürlüklerin savunulamayacağını düşünüyoruz.

Bu nedenle Türkiye gibi, AB üyesi olmak isteyen bir ülkede yaşananlarla, AB´nin yaklaşımlarını birlikte izlemeyi, kritik ve sorunlu konulara karşı hukuk ve insan hakları mücadelesi  yürütmeyi önemli buluyoruz.  Bu yaklaşımla hem Türkiye´nin demokratikleşmesine katkı sunmak hem de AB ülkelerinin  insan hakları kültürüne  ve mirasına sahip çıkmaya zorlamanın mümkün olduğuna inaniyoruz.

İHEB´den bu yana insan hakları, demokrasi  ve hukuk mücadelesi güncelliğinden ve gerekliliğinden hiç bir şey yitirmemiştir. Baskı ve zorbalığın hakimiyetine karşı, bugüne kadar, yerkürenin tümünde, farklı dil, kültür, birikim ve eğilimine sahip olan insanlar, insan hakları mücadelesinin sürekliliğini sağlayacak çabayı ortaya koymuş ve büyük bedeller de ödemişlerdir.

Bizler de Almanya ve  Türkiye başta olmak üzere Avrupa´nin diger ülkelerinden avukat ve insan hakları savunucuları olarak bu mücadele birikimine katkı sunmak amacıyla bir araya gelip yeni bir hukuk ve insan hakları  platformu oluşturmuş bulunuyoruz. İnsan Hakları Haftası nedeniyle   ilk açıklamamızı yaparak kuruluşumuzu ve insan hakları mücadelesine katkı sunma istemimizi kamuoyuna duyuruyoruz.  20.yüzyılın ezilen halklarından olan Kürt halkının yasaklı dilinde “hak ve adalet” anlamına gelen MAF-DAD adını vererek başlattığımız bu girişime  ilgili tüm  kesimleri davet ediyoruz.  İnsan hakları ve hukuk mücadelesinin ortak çalışma, dayanışma ve güç birliğiyle daha gelişeceğine ve etkili sonuçlar yaratacağına inaniyoruz.

İnsanın en temel haklarının güvence altına alındığı, baskı ve eşitsizliğin tüm versiyonlarıyla ortadan kalktığı, adil ve barışcıl bir dünya özlemimizi bu vesileyle bir kez daha dile getiriyor; mağdur, ezilen, ötekileştirilen, yok sayılan, hakları ihlal edilen tüm sınıfsal. dilsel, etnik, cinsel ve dinsel kimliklerin demokratik ifadesinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.

10 Aralık 2006
MAF-DAD
Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği MAF-DAD

Anni Pues-Avukat (1. Başkan)
Mahmut Şakar- Avukat (2. Başkan)

Porf. Dr. Norman Paech-Almanya Federal Parlamento Üyesi
Dr. Rolf Gössner- Avukat
Heike Geisweid- Avukat
Dr. Jürgen Schneider- Avukat