I.Uluslararası Hukuk Konferansı

Kürtlerin özgülünde “Avrupa Hukukunda Uygulamalar / Anti-Teror-Mücadelesi ”

27-29 Kasım 2009 / Bonn

Alınan bazı kararların kısa özetleri:

29 Kasım 2009: Karşıt Bir Strateji İçin Siyasi-Hukuki Perspektifler

1) Çalışma Grubu: INTERPOL (Uluslararası Polis Teşkilatı)

28.11.2009 günü bu konuya ilgi duyan hukukçular birarya gelerek bu çalışma grubunu oluşturdular. Bu grup; INTERPOL’ün yapısını ve nasıl çalıştığını daha yakından öğrenmeyi ve bunun için ne gibi yeni perspektiflerin geliştirilmesi gerektiğini esas aldı. Özellikle; aranan kişiler hakkında verilen ” Mahkeme İade Kararları”na karşı nasıl hukuki bir stratejinin geliştirilmesi gerektiği tartışıldı. Bu tartışmadan çıkan ortak bir sonuç olarak yeni bir “Müdahale Grubu – Task Force” nun oluşturulması oldu. Ayrıca bu çalışma grubuna ilgi duyanların AZADİ ile ilişkiye geçmeleri de karar bağlandı.

2) Ana Konu: Karşıt Bir Strateji İçin Siyasi-Hukuki Perspektifler

Konferansa katılan hukukçular şu önerilerde bulundular:

a) AB Ülkelerinde Kürtlere yönelik açılan davaları takip etmek ve onları hukuki olarak savunmak için farklı AB ülkelerinden olan 4-5 hukukçudan oluşan bir Grupun oluşturulması. Bu Grup her 3-4 ayda bir toplanmayı karara bağlayabilir. MAF-DAD bu grubun koordinesini üstlenebilir.

b) AB Teror Listesi ve Yasaları’na ve Kürtlerin kriminalize edilmesine karşı bir “Grup”un oluşturulması. “AB’de Özel Yaşamalanı” konusu altında bir müzakerenin başlatılması için 05.03.2010 tarihinde Brüksel’de ilerici hukukçuların biraraya getirilmesi. Bu önerilen Çalışma Grupları 06.03.2010 da toplanabilir. Bunun koordinesini ise ELDH ( Dünya’da İnsan Hakları ve Demokrasi için Avrupa Hukukçular Birliği)üstlenebilir.

c) Önemli hukuki gelişmeler ve mahkeme kararları hakkında tüm katılımcı hukukçuları bilgilendirmek için bir “Email Haberleşme Listesi”nin çıkarılması.

d) Sadece hukukçular değil aynı zamanda kendi bağımsızlıkları ve temel hakları için mücadele veren “Siyasi Hareketler”de hak ihlallerine karşı mücadele etmeliler. AB’nin genişleme sürecinde sadece AB’de değil Türkiye’de de demokratik standartlara ulaşmak, ki en azından böyle bir çaba içerisinde, için ciddi hukuki değişimler yaşanmaktadır. Kürtlerin yaşadığı bölgelerdede bu değşimleri görmek mümkün. Bundan dolayı “Kürt Hareketi” yeri kesinlikle AB-Teror-Listesi’ değildir. Bu herkes tarafından kabul görmelidir ve bağlayıcı olmalıdır.

Bunun için somut olarak:

  • PKK ve diğer Örgütler derhal “AB-Teror-Listesi”nden çıkarılmalıdır,

  • Hiç kimse Türkiye’ye iade edilmemelidir. Türkiye temel hakları kabul etmediği müddetçe de aidelerin gerçekleşmesini engellemek ve zorlaştırmaya çalışılmalıdır. Türk-Kürt Sorunu siyasi bir çözüme kavuştruluncaya kadar da mücadeleye devam edilmelidir.

  • Bu talepleri dile getirilen bir “Bildiri”nin hazırlanması ve ayrıca tüm AB(dışında da olabilir) ülkelerinden gelen hukukçuların katılacağı bir “İmza Kampanyası”nın başlatılmalıdır.

İtalaya’dan gelen hukukçular en kısa bir süre içerisinde uygun bildiri ve imza metinlerini hazırlayacaklarını veböylece önümüzdeki aylarda imzaların toplanmasına başlanacağını, toplanan ömzaların AB Parlementosuna verilmesine karar verildi.

e) Diğer önemli bir karar ise: Türkiye/Kürdistan’daki Kürt hukukçularla sıkı bir ilişki ağının kurulmasıdır. Onlarla ortak bir çaşılmayı yürütmek için bir “Koordinasyon Bürosu”na ihtiyaç duyulmasıdır.

AB Hukuku Mevzuatına göre AB-Teror-Listesi’ne karşı ancak her ülkedeki barolar hukuk mücadelesi verebilirler. Yine bu çercevede her ülkede Ceza, İltica ve İdari Hukuk alanında uzman hukukçulardan da oluşan “Çalışma Grupları”nın oluşturulması mümkün olabilir. Burada önemli olan; “AB-Teror-Listesi”ne dayalı “gizli bilgiler”e ulaşmak ve onları derleyip hukuki olarak kullanmaktır.

Yine “AB-Teror-Listesi”ni lgilendiren konular hakkında Türkiye’deki hukukçularla ortak çalışma esas alınmalıdır. Ayrıca bu listede yer diğer Örgütlerlede ilişkilenmek önemli olacaktır.

f) Lizabon Anlaşma çercevesinde yapılan düzenlemelere göre ceza hukuku alanında sertleşmenin olması beklenmektedir. Bunda hareketle suçluların haklarını daha iyi savunmak için AİHM’e (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) sunulmak üzere ortak “Toplu Şikayet” veya “Bilirkişi Raporları”nın hazırlanması önemli olmaktadır. Ancak ortak bir savunma ile hukuk mücadelesini vermek daha anlamlı olacaktır. Bunun için konunun uzmanı hukukçuların hazırlayacakları “Bilirkişi Raporları” çok önemli olacaktır.

Fransa’dan gelen hukukçular şuan 20 üzerinde PKK davası ile ilgilendiklerini belirttiler. Bu yüzden Kürtleri kriminalize edilmesine karşı hazırlanmış “Bilirkişi Raporları”nın kendileri için mahkemelerde kullanmak çok önemli olduğunun altını çizdiler. İmza kampanyalarınında aynı derece etkili olacağınıda belirttiler.

g) Aralarında bilgi alış-verişinin süreklileştirilmesi için bu koneferansa benzer toplantıların enazından “Senelik” olarak yapılması önemlidir.

Kürtleri ilgilendiren önemli ve ilginç mahkeme kararlarının(örneğin ROJ TV davası) toplanılması, hukukçuların bunları kendi aralarında paylaşmaları ve ortak kararlar almalarına imkan tanınması önemlidir. Bunun için Email Haberleşme Listesi oluşturulmalıdır.

h) Bir çok hukukçuya şu iyice açıklanmalıdır, ki PKK / KONGRA-GEL haksız bir yere “AB-Teror-Listesi”de bukunmaktadır. Bu yüzden bu konferansa katılan tüm hukukçulardan, ki özelliklede genç hukukçulardan beklenen, onların ülkelerinde meslektaşlarına bunu söylemeleri ve Örgütlerin listeden çıkarılması için çalışmalarını sağlamaktır.

AB-Teror-Listesi” başlı başına elea alınmalıdır.Çünkü siyasi mücadele veren Örgütlere karşı bu liste sürekli politik bir baskı aracı olarak kullanılacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus ise listede adı geçen örgütlerin birbirilerine karşı “kullanılma”sının önüne geçmek olmalıdır.

i) Kamuoyu Çalışması artırılmalıdır.

j) “AB-Teror-Listesi”ne karşı özgürlük ve direniş mücadelesi veren Örgütlerden oluşan Russell-Tribunale benzer bir “Mahkeme – Tribunal”in 2010 da hazırlıklarına başlanılması.